Adidas 37.5 Kaç Cm? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Adidas, spor giyim dünyasında dünya çapında bir markadır. Ancak, bir spor ayakkabısının numarası, örneğin “Adidas 37.5 kaç cm?” gibi bir soru, yalnızca fiziksel bir ölçümden çok daha fazlasını ifade eder. Bu basit gibi görünen soru, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli konuları sorgulamamıza neden olabilir. Düşünsenize, spor ayakkabısı almak için gittiğinizde, beden ölçülerinin, beden politikalarının bir parçası haline geldiğini nasıl fark etmeyebiliriz? Gelin, bu basit soruyu biraz daha derinlemesine inceleyelim.
Adidas 37.5 Numarası Ne Anlama Geliyor?
Adidas 37.5 numara, aslında bir ayakkabının uzunluğunu belirten bir ölçüdür. Türk beden ölçüleriyle karşılaştırıldığında, bu yaklaşık olarak 23.5 cm’ye denk gelir. Bu ölçü, spor ayakkabılarında, yürüyüşlerde ya da günlük hayatta rahatlık ve performans sağlamayı hedefler. Ancak bu “fiziksel” ölçümün ötesinde, ayakkabılar bize bazı toplumsal normları da yansıtır. Beden ölçüleriyle ilgili duyduğumuz kaygılar, her bireyin toplumdaki yeriyle ilgili daha derin bir anlam taşır. Peki, bir numara almak kadar basit görünen bu seçim, aslında toplumsal yapıyı nasıl şekillendiriyor?
Toplumsal Cinsiyet ve Beden Politikaları
Toplumsal cinsiyet, bedenimizle ilgili toplumsal beklentilerle doğrudan ilişkilidir. Birçok insan için ayakkabı numarası, yalnızca konfor ve stil değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olabilir. Toplum, kadınlardan belirli vücut ölçülerine sahip olmalarını, belirli stil tercihleri yapmalarını beklerken, erkekler için de benzer biçimde bazı fiziksel normlar mevcuttur. Farklı beden tipleri, farklı cinsiyet kimlikleriyle birleştiğinde, insanlar belirli markalarda ve belirli bedenlerde kendilerini daha fazla temsil edebildiklerini hissedebilirler. Örneğin, Adidas’ın kadın koleksiyonları bazen çok dar kesimli ve sınırlı beden seçenekleriyle gelirken, erkek koleksiyonları daha geniş bir yelpazeye yayılabiliyor.
Bu da, sokakta gördüğüm bir manzarayı hatırlatıyor. Geçen gün metroda bir grup genç kız, Adidas’ın yeni ayakkabısını tartışıyordu. Onların boyutları, fiyatlar ve renkler üzerine konuşmaları, bir şekilde bedenlerine ve cinsiyetlerine dair toplumsal beklentileri de yansıtıyordu. “Bu ayakkabı bana olur mu?” sorusu, aslında bir giyim tercihi olmaktan çıkıp, kendilerini nasıl görmek istediklerine dair bir soruya dönüşüyordu.
Çeşitlilik ve Beden Ölçüleri
Ayakkabı numaraları gibi bedensel ölçüler, sadece bir alışveriş meselesi olmaktan çıkıp, daha geniş toplumsal bağlamda çeşitliliği, kapsayıcılığı ve eşitliği tartışma zeminine dönüşebilir. Günümüzde, markalar artık sadece belirli bir grup için değil, farklı beden tiplerine, yaşlara, ırklara ve cinsiyet kimliklerine hitap etmeye çalışıyor. Adidas da bu konuda adımlar atmaya başladı; ancak bu, tüm beden ölçülerine hitap etmek için hala daha yapılması gereken çok şey olduğu anlamına geliyor.
Çeşitli beden tiplerine yönelik daha fazla seçenek, toplumsal çeşitliliği kutlamanın bir yolu olabilir. Benim de bir mağazada alışveriş yaparken dikkatimi çeken bir başka önemli şey, özellikle kadınlara yönelik ayakkabılarda beden seçeneklerinin sınırlı olmasıydı. Bu, insanların sadece bir normu takip etmek zorunda oldukları ve başka seçeneklerin neredeyse yok sayıldığı bir durumu yaratıyor. Birçok marka, hala “normal” bedenler üzerinden satış yapmaya devam ederken, farklı bedenler ve fiziksel çeşitliliğe sahip olanlar için genellikle seçenekler çok daha sınırlı.
Sosyal Adalet ve Tüketim Alışkanlıkları
Sosyal adalet perspektifinden baktığımızda, bu gibi beden ölçüleri, sadece fiziksel bir mesafe değil, aynı zamanda ekonomik eşitsizlikleri de yansıtabilir. Adidas gibi büyük markalar, beden çeşitliliğine daha fazla odaklanarak, sadece estetik değil, toplumsal sorumluluk anlamında da önemli bir fark yaratabilir. Birçok insan, çok daha rahat ve uygun fiyatlarla kendi bedenlerine uygun spor ayakkabıları bulabilse, aynı zamanda toplumdaki eşitsizliklere karşı da bir adım atmış olur. Ancak hala birçok markanın, yalnızca belirli gelir seviyesindeki insanlara hitap etmeye devam ettiğini görmek zorlayıcı bir gerçek.
Geçenlerde sokakta yürürken, genç bir çocuğun yırtık bir spor ayakkabıyla yürüdüğünü fark ettim. Hemen arkasında ise pırlanta gibi parlayan bir başka ayakkabı markasının reklamı vardı. Bu tür reklamlar ve markaların gösterişçi pazarlama stratejileri, toplumda maddi olanakları sınırlı olanlar için dışlanma duygusunu güçlendirebilir. Ayakkabı, sadece bir giysi olmanın ötesine geçer ve bir kimlik haline gelir. Bu da, sosyal adalet bağlamında önemli bir sorunu gündeme getiriyor: Eşitlik ve kapsayıcılık.
Gelecekte Ayakkabı Numara Seçimi ve Kapsayıcılık
Gelecekte, belki de Adidas ve diğer markalar daha fazla beden çeşitliliğini benimseyecek. Teknolojinin ve üretim yöntemlerinin gelişmesiyle, beden ölçülerine göre daha fazla seçenek sunulabilir. Bu, sadece fiziksel konforu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal cinsiyet normlarını, beden ölçülerini ve çeşitliliği kutlayan bir anlayışın oluşmasına da yardımcı olabilir.
Önümüzdeki yıllarda, sadece beden ölçülerinin değil, insanların ayakkabıya nasıl yaklaşacakları da değişebilir. Çeşitli beden tiplerinin, cinsiyetlerin, ırkların ve kültürlerin daha fazla temsil edilmesi gerektiği bir dünyada yaşıyoruz. Adidas gibi markalar, bu değişimin öncüsü olabilir. Çünkü ayakkabı numarasını almak, sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, toplumsal ve kültürel bir tercihe dönüşüyor.
Sonuç: Ayakkabı Numarası, Toplumun Aynasıdır
Adidas 37.5 kaç cm sorusu, aslında basit bir beden ölçüsünden çok daha fazlasını anlatıyor. Bedenlerimiz, kimliğimiz ve sosyal normlarla iç içe geçmiş durumda. Ayakkabılar, sadece yürüdüğümüz bir araç değil, aynı zamanda kim olduğumuzu, kim olmak istediğimizi ve toplumsal yapımızı nasıl şekillendirdiğimizi gösteriyor. Gelecekte daha kapsayıcı, daha adil ve çeşitliliği kutlayan bir dünya için, markaların bu bilinçle hareket etmesi gerektiği kesin.